Dünya’nın geçireceği en zor 2 yıl

Giriş:  Covid-19 bu sene bitmez

 

Dünya gerçekten bir hayal dünyasında yaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü Covid-19’un belki sürekli bizimle yaşayacağı uyarısını yaparken, bazı liderler bir an önce ekonomilerini normalleştirme çabasında.  Bazı dev yatırımcılar hala Fed veya AMB’nın onların aldığı riskleri sigorta edeceği düşüncesinde. Ulusüstü kuruluşlar ise belki de diplomatik nezaketten senaryolarını hep salgın yılın ikinci yarısında etksini kaybedecekmiş  gibi kurguluyorlar.  En önemlisi ise insanlık. Takriben üçte ikisi bu salgından önemli dersler çıkardı ve davranış kalıplarını  uzun soluklu olacak şekilde değiştiriyor. Geri kalanı ise “mevlam kayıra” havasında.  Bu nokta global ve Türkiye ekonomisinin ikinci yarıda performansını kestirirken çok önemli olacak.

 

Salgın bu sene bitmez, tüm öngörüler   aşırı iyimser. DSÖ şöyle diyor:

“Dr. Mike Ryan, “Virüs bizi hiç terk etmeyebilir. Endemik olarak kalabilir” derken Dr. Swaminathan da “Kovid-19’un kontrol altına alınması 5 yıl sürebilir” dedi.

Kovid-19’un aynı zamanda virüsün HIV gibi kalıcı olabileceğini de belirten Dr. Ryan “Bu virüs toplumlarımızda endemik olarak kalabilir. HIV gitmedi, virüsle anlaştık, tedavileri ve önleme yöntemlerini bulduk. İnsanlar bu hastalıktan daha önce olduğu kadar korkmuyorlar. HIV’li insanlara uzun ve sağlıklı yaşamlar sunuyoruz” dedi.

Mevcut risk değerlendirmesini azaltmak için Kovid-19’un “kayda değer” şekilde kontrol altına alınabilmesi gerektiğinin altını çizen Ryan, virüse karşı en büyük umutlarının tüm dünyanın eşit şekilde yararlanabileceği “çok etkili” bir aşının bulunması olduğunu kaydetti. DSÖ Baş Bilim İnsanı Soumya Swaminathan ise aşı olmadığı taktirde korona virüsünün tüm dünyada kontrol altına almanın 4 ila 5 yıl sürebileceğini kaydetti”.

 

Dünyada siyasi ya da ekonomik nedenlerden dolayı sosyal kısıtlamalarını erken gevşeten ve ekonomik normalleşmeye dönen ülkeler çok ağır bir bedel ödeyecekleri gibi, diğer ülkeleri de sınırlarını kapalı tutmaya zorlayarak global resesyonun uzaması ve derinleşmesine neden olma ihtimalleri çok büyük.

Suçluların başında ABD geliyor. The Guardian’a göre, Cumhuriyetçi valilerin yönetiminde normale dönen eyalet ve bu eyaletlerin bazı beldelerinde vaka sayısında hızlı artışlar var. Brezilya’da  gerçek vaka sayısı 1 milyon civarında tahmin edilirken, günlük ölü sayısı 881 oldu.

 

 

Dünya  ekonomisinin 2021’de toparlanması çok zor

 

Biz analiz yaparken, öncelikle tıp dünyasından gelen bilgilere öncelik veriyoruz.  Elimizdeki bilgi de şu:  Ya insanlar sürü bağışıklığı kazanacak, ya da yeni aşı bulunup tüm dünyaya etkin biçimde dağıtılacak. Bu süreç 2021 ortalarından önce sonuçlanmaz.

Halen elimizdeki en yeni global büyüme tahmini BM’nin bir departmanı olan DESA’dan geldi. Dünya ekonomisi 2020’de %3.2 daralıyor. Daralmanın büyük bölümü Gelişmiş Ülkeler’den geliyor.  2021’de %3.4 büyüme var, fakat raporda dünyanın uzun soluklu bir  durağanlaşma, yükselen sefalet ve genişleyen gelir adaletsizliği probleminin eşiğinde olabileceği de vurgulanıyor.

Bizce bu öngörü oldukça iyimser. Önce Fed başkanı Powell’e kulak verelim:

“Powell’e göre ABD modern zamanların en ağır şokuyla yüzleşiyor. Uzun süren bir resesyonun işgücü verimliliği üzerinde kalıcı zararlı etkileri olabilir.  Bu dönemde maliye politikası gereksiz iflaslar ve şirket tasviyelerini önlemek için kullanılmalı. Kamu borcunun sürdürülebilirliği ekonomi normale döndükten sonra halledilebilecek bir mevzu.

 

Powell’e göre  ABD uzun sürecek bir resesyon ve durağanlık sürecinin eşiğinde.  Fed bu eşiğin aşılmasını engellemek için cephaneliğindeki tüm silahları kullanacak, fakat negatif faiz denemesine girişmeyecek”.

Sonra’da IMF’ye:  Covid-19 salgınının ekonomileri olumsuz etkilediğine işaret eden Georgieva, “Birçok ülkeden gelen veriler, kötümser tahminlerimizden daha kötü” diye konuştu.

Georgieva, “Büyük ihtimalle haziranda tahminlerimizde güncelleme yapacağız. 2020’ye yönelik beklentimiz biraz daha kötü olacak” dedi.

Kötü veriler daha çok Türkiye’nin de dahil olduğu Gelişmekte Olan Ekonomiler’den gelecek. Çin, Brezilya, Rusya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Türkiye’nin 2020-2021’i resesyonla kapatması muhtemel. Çünkü Çin dışında saydığımız ülkelerden hiç birinde henüz salgın kontrol altında değil.  Salgın bittikten sonra ne olacağını da modelledik.  Ama önce FT’tan Çin’de günlük olarak yenilenen aktivite endeksine bakalım:

 

 

 

Şimdi, salgın bittikten sonra aktivite nasıl şekillenecek sorusuna analitik bir cevap vermeye hazırız.  Öncelikle negatif arz şoku yaşanacak.  Salgın esnasında batan küçük işletmeler ve salgın sonrasında uzun süre sosyal mesafe kurallarına uygun üretim birim maliyetlerini yükseltecek. Öte yanda, Giriş’te bahsettiğimiz gibi, hanehalkının üçte ikisi salgın öncesi harcama kalıplarına dönmeyecek.  Bunlar daha çok tasarruf yapacak, daha çok evde tüketecek ve uzun süre sosyal ilişki hususunda temkinli davranacak. Tüm bunlar bir de negatif talep şoku anlamına geliyor. Global fiyat düzeyi açısından hangisinin daha ağır bastığını modellemek bizim açımızdan imkansız.  Fakat eş zamanlı negatif arz ve talep şoklarının sonucu GSYİH’de daralma olacaktır.

 

Eğer salgın çok uzun sürer de, yine Powell’ın bahsettiği sabit sermaye yatırımlarında kalıcı bir gerileme ve işgücü verimliliğinde düşüşle de sonuçlanırsa, DESA’nın bahsettiği uzun soluklu durağanlık sürecine gireriz.

 

Gelişmekte Olan Ülkeler:  Kriz yok, daralma var

Mayıs ayında Gelişmekte Olan Piyasalar’dan para çıkışı hızlanırken, GOÜ’de borç krizi veya iflas krizi makaleleri de çoğalmıştı.  Biz henüz bir borç krizinden söz etmeyi erken buluyoruz. Bunun yerine borçlanma maliyetlerinin yükselmesi ve düşük kredi notlu ülkelerin global sermaye pazarına erişiminin zorlaşması veya kesilmesi senaryosunu daha olası buluruz.

 

Son GADT raporundan bu yana okuduğumuz makaleler arasında en çarpıcı olanı Moody’s kredi riski raporuydu:

Halihazırda “junk” sınıfı olarak tanımlanan düşük kredi notlu kurumsal tahvillerde temerrüt oranı sadece %0.8. Fakat, Moody’sin modeli bu oranın bir yıl içinde %8.3-13.7 bandına tırmanacağını kestiriyor.

 

Moody’s’in yanında JP Morgan da GOÜ tahvilleri hususunda karamsar. Yatırım Bankası’nın araştırmacıları ABD devlet tahvilleri ile eş vadede GOÜ kurumsal tahvilleri arasındaki faiz makasının %4.35’ten %7’ye yükseleceğini öngördüler.

 

Bu tahminlerini destekleyen başka bulgular da var.   Fitch Ratigns’e göre, yılın ilk dört ayında 29 devletin kredi notu düşürüldü. Net 28 de görünüm negatife çevrildi.  Ekvador, Arjantin ve Lübnan temerrütte.  Başka hangi ülkeler sırada?  Yüksek borç taşıyıp politika kredibilitesi düşük olanlar, emtia ihracatı veya turizme bağımlı büyüyenler, Merkez Bankası rezervi yetersiz olup da, sıcak para kaçışı yaşayanlar ve yüksek döviz borç itfası olanlar.  Adeta Türkiye’nin resmini çizmişler ismini vermeden.

 

Salgının dalgalar halinde süreceği varsayımımıza dayanarak, GOÜ’in ekonomi politikası anlamında cephanelerinin bittiğini de ilave edelim.  Paul Kurgman’ın bu konuda Likidite Tuzağı uyarısı da  adeta Türkiye için biçilmiş kaftan:

Modern ekonominin kurucusu sayılan John Maynard Keynes’in bir kuramı olan Likidite Tuzağı, para arzında artışın ekonomide üretime yansımadığı, çünkü aktörlerin sürekli daha fazla nakit tutarak kredi genişlemesine engel olduğu hastalıklı bir ortamı tarif ediyor.

 

Peru ve Şili politika faizlerini nerdeyse sıfırlayan iki Latin Amerika ülkesi.  Bunlar Türkiye’de olduğu gibi  Merkez Bankaları’nın tahvil alımları yoluyla para arzını genişleterek ekonomilerine destek verme yoluna gidiyor. Krugman’a göre, Brezilya ve Kolombiya da yakında onlara katılabilir. Bloomberg’in telefonla görüşünü aldığı ünlü ekonomist “Para Tuzağı kuramının özünde GOÜ’de uygulanamaz diye bir ayrışma yok” dedi.

 

Krugman’a göre, tahvil alımı gibi parasal genişleme hamleleri faiz indirimleri kadar etkili olmuyor. Krugman GOÜ’i iki kategoriye ayırıyor. Bir yanda Türkiye ve Arjantin gibi çok borçlu ve kredibilitesi düşük ülkeler var. Bunlar hala geleneksel GOÜ problemi olan sermaye kaçışı ve bunun getirdiği devaluasyon-enflasyon spiralini çözmeye uğraşıyor.

 

İkinci kategoride ise düşük borçlu ve kredibilitesi yüksek GOÜ var.  Bunlar Gelişmiş Ülke problemi olan etkisiz para politikası sorunuyla uğraşacak.  Krugman’a göre, GOÜ’i Gelişmiş Ülkelerden ayıran asıl özellik, ABD, Almanya, Japonya ve İngiltere gibi ülkelerin nerdeyse sonsuz miktarda borçlanabilmesi.  Bu sayede para politikasını mali politika ile takviye edebiliyorlar.  GOÜ’in ise maliye politikasında manevra alanı çok daha dar, çünkü göreceli sığ finansal sistemleri ve düşük kredi notları iç ve dış borçlanma imkanlarını sınırlıyor.

 

Son olarak, OECD’nin GOÜ öncü göstergeleri geldi. Önde gelen ekonomilerde gerileme hayret verici boyutlarda:

 

 

Gelişmekte olan ülkeler tarafında yavaşlamanın Türkiye’de daha derin olduğu görülüyor.

 

Özetle, GOÜ ve tabii ki bizi çok uzun soluklu bir mücadele bekliyor.  Ankara’nın bu gerçekler ortadayken yılın iknici yarısında V şeklinde toparlanma planları yapması, halk sağlığını tehlikeye atmaktır.  Daha önemlisi, hanehalkı ve işdünyasına “dayanın, az kaldı” mesajı veriliyor ki, AKP coronadan bir de siyasi zaferle çıksın. Eğer tahmin ettiğimiz gibi yılın ikinci yarısında salgının ikinci dalgası vurursa, yaşanacak psikolojik şok siyasi ve ekonomik depremi tetikler.

 

İş dünyasının siyasi rant ve algı yönetimi amacıyla yapılan propagandaya kanmak yerine, dünya ve Türkiye gerçeklerini bizzat analiz ederek operasyon kararlarını doğru vermesi gerekecek. Aksia halde, büyük zararlar ve iflaslar kaçınılmaz olur. Bu dosya eşlğinde sunduğumuz son GADT raporumuzda dünya örneklerini ve ekonomiy bekleyen sonu anlattık.

 

Atilla Yeşilada

www.paraanaliz.com

www.atillayesilada.com

 

20  yıldır GlobalSource Turkey markası ile yabancı yatırımcılara, İstanbulAnalytics markası ile de Türk kurumlarına araştırma desteği ve danışmanlık hizmeti veriyoruz. Özellikle  ekonomist kadrosu bulunduramayan ve bütçesi düşük orta ve küçük ölçekli firmalara hizmet etmeyi hedef bildik.

Sitenin Basın sayfasında görüleceği gibi görüşlerimiz Türkiye ve  dünya basını tarafından takip edilir ve Türkiye ile ilgili seçkin makalelerde referans olarak yer alır. Haftada 2 kez yayınladığımız raporlarda dünya ekonomisi, Türkiye’de siyasi gelişmeler, ekonomi ve finans dinamikleri ve mevzuat değişiklikleri hakkında analiz ve tahmin sunuyoruz.  Yöneticilere 15 dakikada bilmeleri gereken gündemi sabah 09:00’dan önce elektronik ortamda sunuyoruz.   Bu tecrübeden yararlanmanızı dileriz.

Özel rapor örneklerimizi okumak ve hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bize e-mail atın:  istanbulanalytics@gmail.com