Atilla Yeşilada: Başımıza geleceklerin farkında mıyız?

İstanbulAnalytics olarak mesaimizinin önemli bölümünü dünya ve Türkiye’de salgın ne zaman biter ve bu süre zarfında ekonomiler ne kadar hasar görür sorularına ayırdık. Vardığımız sonuçlar hiç de iç açıcı değil. Okurlar çok uzun sürecek bir ekonomik daralmaya hazır olmalı. Özel raporlarımız ve sosyal medyadaki paylaşımlarımızda bulgularımız şöyle özetledik:

 

Bu resesyon bu sene bitmez!

 

Bu koşullarda linkte New York Times’ta yer alan “Why the Global Recession Could Last a Long Time” başlıklı haberi/incelemeyi okumanızı öneririz. Haberde pandemi bitse dahi, resesyonun yıllarca sürebileceği öne sürülüyor. Belki o kadar uzun sürmez, ama halihazırda “V” şeklinde toparlanma bekleyenler ya da 2021’de çıktı kayıplarının geri alınacağını düşünenler yanılgı içinde. Nedenleri de şöyle:

  • Hane halkı tüketimi önemli ölçüde “sosyal” bir olgu: Beraber seyahate çıkıyoruz, arkadaşlarımızla alışveriş edip, yemek için buluşuyoruz. Pandemi’nin yarattığı sosyal mesafeyi koruma alışkanlığı çok uzun sürebilir.
  • İnsanlar davranışlarını olaylardan ders alarak değiştirir. Covid-19 bize tasarruf ve evde normalin çok üstünde gıda ve sağlık malzemesi stoğu tutmayı öğretti. Yani ertelenmiş talep yok, tüketim harcamaları çok uzun süre tarihi normların altında seyredebilir.
  • Riskli varlıklarda çöküş ve sıfıra yaklaşan DİBS faizleri dünya çapında emeklilik için birikim yapanların planlarını bozdu. Artık gelirden daha fazla tasarruf yapacaklar rahat bir emeklilik için.
  • Sabit sermaye yatırımı iştahı zaten 2008 Büyük Finansal Krizi’nden bu yana tam yerine gelmemişti. Şirketlerin pandemi döneminde yaşadığı mali zorluklar ve zorunlu olarak edinilen kaldıraçın yükü de bunlara eklenince, uzun süre sabit sermaye yatırımlarının düşük seyrettiğini görebiliriz.

 

Bu görüşlerin benzerlerini biz de daha önce raporlarımızda savunduk. Şimdi değerli dostumuz ve BBVA Yatırım Araştırma ve Yatırım Danışmanlığı Koordinatörü Tufan Cömert’in piyasalar hakkında yaptığı şu yorumu paylaşmak isteriz:

 

“Piyasalarda risk iştahı ve algının net bir şekilde döndüğünden emin olmamızın 4 aşaması var:

  • Çok da uzmanlık gerektirmeyen ilk şart, krize yol açan etkenin ortadan kalkması, ya da daha hafif haliyle, sağlıkla ilgili kaygıların artık bir dengeye ulaşması, azalmaya başlaması.
  • Ekonomilerdeki hasar tespitini daha net bir şekilde yapabilmemiz.
  • Şirket bilançolarındaki tahribatı daha net bir şekilde tahmin edebilmemiz.
  • Fiyatlarda “yeterli” derecede düşüş olması.”

 

Özellikle, salgının tepe yaptığı konusunda hiç bir olumlu işaret alamıyoruz. Aşağıda sunduğumuz  harita, salgının Asya ve AB’den ABD, Afrika ve Latin Amerika’ya kaydığını gösteriyor:

 

Gelişmekte Olan Ülkeler çok zor  durumda

 

IIF’ye göre, Mart ayında GOP’tan akıllara durgunluk verecek bir meblap olan $83.3 milyar kaçtı. Bu sermaye kaçışı, GOÜ Merkez Bankaları’nın parasal gevşeme hamlelerini büyük ölçüde bertaraf ederek, finansal koşulların sıkı kalmasını zorluyor ve ekonomilerde yaşanan stresi ağırlaştırıyor. IMF’ye göre, pandemi bittikten sonra bir çok ülkede bankaların yeniden sermayelendirilmesi gündeme gelecek.

Size daha önce Türkçe tercümesini sunduğumuz BM Kalkınma Ajansı Raporu’nun daha geniş bir özetini Bloomberg Quint’te bulduk. Bulgular ürkütücü. Rapora göre, dünya Çin ve Hindistan dışında toptan resesyona girecek. Bu süreçte GOÜ tarihte görülmemiş bir zarara uğrayacaklar. BM Kalkınma Ajansı Gelişmiş Ülkeler’in GOÜ’ye $2.5 trilyonluk bir yardım paketi hazırlamasını öneriyor.

Raporda petrol ihraç eden ülkelere önümüzdeki 2-3 yılda girecek yabancı sermayenin $2-3 trilyon azalacağı kaydedilirken, GOÜ’de  finansman açığının da bu boyutlara erişeceği tahmin ediliyor.

Bu bulgulara da katılıyoruz. Bizce yılın ikinci çeyreğinde ABD junk tahvil pazarından başlayıp GOÜ şirketlerine ve tüm enerji-havacılık sektörüne yayılacak bir kredi notu indirim furyası ve ardından da temerrüt ve iflaslar göreceğiz. Bu tsunaminin bir mali krize dönüşmemesini umarız. Halihazırda, ABD finansman bonosu ve yüksek riskli kurumsal tahvil pazarı büyük ölçüde donuk olsa da, en azından para ve kredi piyasaları açıldı.

 

 

Gazete Duvar’ın alıntıladığı incelememizde şu ifadeler yer aldı

Virüs salgını nedeniyle dünya genelinde borçlu firmaların yakında iflas bayrağını çekebileceğini belirten ekonomist-yazar Atilla Yeşilada, bazı devletlerin de moratoryum ilan etmek zorunda kalacağı öngörüsünde bulundu. Türkiye’de de salgının hızla yayıldığına dikkat çeken Yeşilada “Artık hayal aleminden uyanın” çağrısı yaptı.

 

İyi senaryoda bir yıl içinde filan aşı bulunur, dünyaya dağıtılması da altı ay alır, yani hastalık bir çok yerde 1.5 yılda filan biter.
Bu süre zarfında dünya ekonomisinin toparlanması da mucize olur. Çünkü, zaten zar-zor ayakta duran Gelişmekte Olan Ülkeler’in (GOÜ, Piyasalar = GOP) çok FX borçlu şirketleri yakında topu atacak. Arjantin, Güney Afrika Cumhuriyeti, Lübnan, Afrika’da adını dahi telaffuz edemediğim bir çok devlet de moratoryum (Moratoryum, borçlanıcının, ödeme gücünü kaybetmesi nedeniyle borçlarının tümünü veya bir kısmını ödeyemeyeceğini ilân etmesidir. Genelde borçlu ve alıcı arasında borcun yeniden yapılandırılması ile sonuçlanır) ilan edecek. Kredi notu indirimleri şimdiden başladı ve her gün çoğalarak sürecek. Türkiye gibi riskli kabul edilen ülkelere fon akışı iyice yavaşlayarak alınan parasal gevşeme tedbirlerini bertaraf edecek.

JP Morgan’ın, yok Goldman Sachs’ın, yok International Institute of Finance’in bu gerçeği nasıl görmediklerine şaşıyorum. Türkiye’ye geçerken Ankara’ya da bir çağrıda bulunuyorum, lütfen artık hayal aleminden uyanın. “Biz bize yeteriz”, “Bu krizden güçlenerek çıkarız”, “Milli dayanışma kampanyası” gibi atılımlar timsahlarla dolu bataklıkta yüzerken saç bakımı yaptırmaya benziyor. Acil olana odaklanalım, gerisini sonra düşünürüz.
Özetle, çok sıkı uygulanan bir sokağa çıkma yasağı ve sınırlarda acımasız kontroller haricinde, bu salgının yayılması önlenemez. Eğer bir kaç ay daha “böyle idare edersek”, sağlık personeli hastalıktan kırılmaya, ya da yorgunluktan bayılmaya, malzeme bitmeye, acil bakım üniteleri dolup taşmaya başlar. İdare edemiyiz. Acil sokağa çıkma yasağından başka çare yok!

FİİLİ OLARAK 2 MİLYON İŞSİZ DAHA

Ekonomi açısından bakalım, İstikrar Kalkanı güzel bir başlangıç, bakın Saray’a karşı eleştirel bir tavır içinde değilim. Hatta, işsiz kalanlara ucuz kredi de iyi bir fikir. KOBİ’lere verilen desteklere helal olsun. Ama yetmiyor. Size söylüyorum. Bu güne kadar belki 500 bin dükkan, mağaza, işletme kapandı. Bunların her biri dört kişi çalıştırsa, 2 milyon işsizimiz olacak. Yazın turist gelmez. Bir milyon daha eklenir işsizler ordusuna. Bunların nasıl doyurulucağına dair acil tedbir alınmalı.

Kredi, geçici işsizlik ödeneği gibi yöntemler kesmez bu dev mağdurlar kitlesini. Banka hesabına nakit yardım yatırmaktan başka çare yok. Finansman derseniz, IMF kapısını çalana para dağıtıyor, gidin alın artık. Zaten gidip Fed’den swap imkanı isteyip hain ve emperyalist Batı’ya teslim olmadınız mı? IMF’ye ve Dünya Bankası’na direnmenin ne anlamı var.

Sene başından bu yana TCMB kamu bankaları vasıtasıya 25 milyar dolar satış yaptı, doları frenlemek için. O dövizlere çok ihtiyacımız olacak. Bırakın kur patlasın. Siz sağlık krizi ve ekonomik bunalımı sona erdirecek tedbirleri alın, TL hızla değer kazanacaktır. Türkiye’nin kalıcı bir devaluasyon yemesi için hiç bir neden yok. Çıktı açığı yüksek, petrolü artık bedava veriyorlar, kamu borç oranı düşük. Yani kur şoku enflasyona kolay atlayamaz artık. Tüccar talep olmayınca nasıl zam yapsın? Şirketler batar diyorsanız, evet, ama zaten battılar. Hepsini kredi dopingiyle ayakta tutuyorsunuz. Önümüzdeki bir belki bir buçuk yılda bu ülkeye sırf GOÜ kategorisinde olduğu için dışardan finansman girmez diye plan yapın.

En önemlisi, bu acı günlerde dayanışma istiyorsanız, muhalefete, HDP’ye, KHK’lılara, hapse attığınız masum gazetecilere bir zeytin dalı uzatın. Sen affet ki, onlar da seni affetsin.

 

Değerli Okurlar

 

20  yıldır GlobalSource Turkey markası ile yabancı yatırımcılara, İstanbulAnalytics markası ile de Türk kurumlarına araştırma desteği ve danışmanlık hizmeti veriyoruz. Özellikle  ekonomist kadrosu bulunduramayan ve bütçesi düşük orta ve küçük ölçekli firmalara hizmet etmeyi hedef bildik.

Sitemizin basın bölümünde gördüğünüz gibi görüşlerimiz  çok geniş bir kitle  tarafından takip edilir ve Türkiye ile ilgili seçkin makalelerde referans olarak yer alır.  Ekibimiz sık sık Türkiye ve yurtdışında iş dünyası ve akademiye sunumlar yapmak üzere davet edilir.  Bu tecrübeden yararlanmanızı dileriz.

Özel rapor örneklerimizi okumak ve hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bize e-mail atın:  istanbulanalytics@gmail.com