Erdoğan ve AKP’nin en çetin açmazı

İstanbulAnalytics Haftalık GADT Raporu’ndan alıntıdır

 

Orta Doğu’da değişen dengeler

 

Trump’ın John Bolton gibi şahin danışmanlarının etkisinde kalarak bir kez daha Orta Doğu politikasını değiştirdiğini düşünüyoruz. Artık Suriye’den çekilmek geride kaldı. Aksine, bölgeye savunma amaçlı 1.500 asker sevkedilirken, Pentagon bu rakamın 15.000’e yükselmesini istiyor. ABD Irak ve Suriye’nin İran’ın nüfuz alanı haline gelmesinin İsrail ve Suudi Arabistan’ın sonu olacağını kavradı.

Haberdar.com’a göre 400 Kongre üyesinin imzaladığı bir mektupta bölgeden geri çekilinmemesi talep ediliyor. Kongre üyelerine göre 4 büyük tehdit var. Bunlar terör, Hizbullah, Rusya ve İran.

 

Trump’ın yeni duruşu Suriye Kürtleri yani PYD-YPG için büyük avantaj, artık onları silahsızlandırmak veya Türkiye’ye TSK’nın kontrol edeceği bir güvenli bölge devretmek masada olmayabilir. Fakat, Türkiye’nin önemi de artıyor. İran ve Rusya’ya baskı uygulanacaksa, Türkiye’nin NATO ittifakından çıkması ya da “eğreti durması” kabul edilemez. Ayrıca, el altından İran’la ticaret yapması ya da maddi olarak yardımcı olması da kabul edilemez.

Türkiye için gerçekten çanlar çalıyor. Derhal taraf seçmeye mecbur bırakıldık. Aksi halde çok can yakıcı şantajlara maruz kalacağız.

 

İkinci sıkıntılı nokta ise İdlib. Esad yönetiminin tek taraflı ateşkesi yalan çıktı. Güney’de (Kafr Nabouda) çok şiddetli çatışmalar ve tüm vilayette bombalamalar sürüyor. Halen 300 bin civarında mülteci Türkye sınırı yakınında bekliyor. Bir 100 bin de İdlib ve  Maarat al-Numan kentlerine sığındı.

 

Bu saldırıların Rusya desteği alınmadan gerçekleştiğini düşünmek zor.

Türkiye ise azimle direniyor. Kafr Nabouda’ya askeri malzeme ve araç sevkedilirken, Özgür Suriye Ordusu Hayat Tahrir el Şam’la[1] (HTS) ittifak yaptı. Afrin ve el Bab’dan tugaylarını cepheye sevkederek tahkimat yaptığı düşüncesindeyiz.

Bazı uzmanlar İdlib saldırılarının S-400 alımıyla ilgili olduğunu inatla iddia ediyor. Asıl sebep Türkiye’nin HTS’ı silahsızlandırmayı başaramaması ve Rusya’nın Fırat’ın Doğu’sunda ABD-Türkiye’nin kendi onayı olmadan  güvenli bölge inşasından çekinmesi. Kanıt da basit. Şu soruyu soralım: Türkiye bugün S-400’leri alsa, İdlib’te saldırılar duracak mı?

 

 

Idlib Türkiye için iki yanı keskin kılıç. Bir  yanda Rusya ve İran’a güvenini yitiriyor. Öte yanda var olan gerginliğin üstüne bir de S-400’lerden cayma eklenirse, ilişkilerin kopması tehlikesi var. Ankara tam anlamıyla sıkıştı.  Ne yapılacak?  Söyleyeceğiz.

 

 

ABD’den ültimatom: 15 gününüz var

 

CNBc.com’a göre 15 gün[2] içinde S-400 kontratından caymazsak, F-35 programından dışlanacağımız gibi, CAATSA yaptırımları da hayata geçecek. Bu yaptırımların ne denli ağır olduğunu linkteki Euronews haberinde  bulabilirsiniz.

 

Kritik paragrafı alıntılayalım

“İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Dr. Sıtkı Egeli, yaptırımlardan tüm savunma sanayinin ciddi şekilde etkilenebileceğine ve bu etkinin kartopu, hatta bir nevi “veba” etkisiyle büyüyebileceğine dikkat çekiyor.

“Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken, kendi kendisine şu soruyu sorması gerekiyor: Bana bunun maliyeti ne olur? Savunma ihracatımızın yüzde 70’i Batılı ülkelere ve özellikle ABD’ye gidiyor. Silah üretiminin ise yüzde 40’ı ithalatla karşılanıyor. Savunma sanayi, çok girift ilişkilerin olduğu bir sektör,” diyor Egeli.

Euronews Türkçe’ye konuşan Egeli, savunma sanayi ithalatında Avrupalı üreticilerin de CAATSA yaptırım riski olan bir ülkeyle ticaret yapıp riske girmek istemeyeceklerinin altını çiziyor.”

 

Ankara bu riskleri bilmiyor mu?  TRT World’da çıkan bir habere göre, Ankara sözleşme gereği F-35 programından atılacağı ve CAATSA’nın “dost ve müttefik ülkelere” uygulanabileceğine inanmıyor!

 

Ayrıca, Xinhua’ya göre halen Washington’da en üst düzeyde ve Başkan Erdoğan’ın koordinasyonunda pazarlıklar sürüyor. Bu  pazarlıkların amacının  olası yaptırımların 23 Haziran sonrasına ertelenip İstanbul seçimlerini etkilememesi olduğu düşüncesindeyiz.

 

Özetle, Erdoğan kariyerinin en derin açmazının içinde. Tek bir yanlış adımda İstanbul elden gideceği gibi, kaybettiği taban da bizce yeni parti kuracaklarına hiç şüphe kalmayan Davutoğlu ve Babacan’a kayar.

 

Erdoğan için en faydalı opsiyon  İdlib ve S-400 meselelerini seçim sonrasına erteleyip, ardından yol haritasını çizmek. Bizce Rusya bekleyebilir, ama ABD beklemez.  Haziran’da fırtına kopacak.

 

 

AKP eriyor

 

Partiden kopmalar ve nüfuz kaybı çok belirgin. Sadece işaretleri sayıp arkasından  da KONDA GM Bekir Ağırdır’ın sözlerine kulak verelim:

 

  • Erdoğan’a en yakın müteaahhitler bile mega-projelerden çıkıyor. 3cü Köprü ve İstanbul Havalimanı’nda paylar satılık.
  • Bir çok ankete göre seçmen MHP’ye geçiyor.
  • Erdoğan’ın TÜSİAD’a çok ağır ifadelerle yüklenmesi büyük sermaye desteğini yitirdiğinin göstergesi olabilir.
  • Medya kontrolü teknoloij sayesinde bitti. ParaAnaliz’de şunları yazdık: AKP’nin medya tekeli kırılıyor. “Eski Türkiye” enformasyonu gazete ve televizyondan alırdı. AKP Cumhuriyet, Sözcü, Aydınlık, Halk TV gibi bir  kaç basın kuruluşu dışında tüm kaleleri fethederek sadece istediği mesajların halkın kulak ve gözüne ulaşmasını sağladı. Enformasyonu kontrol eden algıyı belirler, oyları da yönlendirir.  Fakat, Internet penetrasyonunun artması, vatandaşın bilgiye mobil cihazlardan erişme alışkanlığının yayılmasıyla bu tekel kırıldı. Özellikle gençler artık bilgiyi sosyal medyadan ediniyor. Eğitimli kentli sınıf ise yabancı basının Türkçe haberleri ve  bağımsız web sitelerini tercih ediyor. Son zamanlarda halkımızın TV seyretme alışkanlıkları da değişti. Artık ana akım kanalları değil, Netflix ve YouTube gibi mecralar tercih ediliyor. YouTube’da ise hükümetin enformasyonu tekelleştirme ve yönlendirme gücü yok. Bu yüzden yabancı basını karalama ve Türkiye’ye karşı varolduğu iddia edilen çok uluslu algı operasyonunun maşası olarak yaftalama girişimleri hız kazandı. Maksat, vatandaş nezdinde bu haber mecralarını itibarsızlaştırarak sadece AKP haberlerini veren kanallara geri döndürmek.

 

Şimdi Bekir Ağırdır’a kulak verelim:  “KONDA Araştırma Şirketi Genel Müdürü Bekir Ağırdır, “Bugün AKP ve Erdoğan sahicilik, inandırıcılık yitimi yaşıyor. Kendi seçmeninde ortaya çıkan bir çözülme var ” dedi.

“Tabi diğer bir durum da ekonomik kriz oldu. İnsanlar pazarda her yerde sebze meyvenin fiyatını gördü, kendi işini kaybetme durumunu gördü. Diğer taraftan 31 Mart’a kadar tamamen kimliğin ürettiği tamamen siyasi kutuplaşmaya endeksli bir durum vardı. Halk bu ikisi arasında bocalıyor, iktidarın politikalarından rahatsız olan insanlar öbür tarafa geçemedikleri için yine kendi bloklarında kalmaya devam ediyordu. Ama özellikle seçim akşamı Ekrem İmamoğlu’nun dili, söylemi ve yanında Canan Kaftancıoğlu, o geceden itibaren bir hak mücadelesi vererek doğru bir dil kurarak, aslında CHP’ye de ne yapması gerektiğini gösterdiler.

CHP şimdiye dek karşı taraftan oy almak için o tarafa yakın aday bulup oy almaya çalışıyordu. Ancak asıl mesele oy hedeflediğiniz kitleyle aynı olduğunuzu değil, o kitleye saygılı olduğunuzu gösterme meselesi idi. İmamoğlu bunu başardı. Dolayısıyla 23 Haziran’ı belirleyecek dinamikler de 31 Mart ile aynı olacak. Ekonomik kriz, negatif kimliklenme vs. İktidarın son bir yılda yaşananlardan rahatsızlık duyan kendi seçmen kitlesinde de bir taraftan ‘aslında ötekiler de o kadar öcü değilmiş, oy verilebilirmiş’ duygusunu doğurdu”.

[1] Eski IŞID gerillaları ve el Kaide taraftarı azılı militanlardan oluşuyor.

[2] Pazar itibarıyla 11 gün kaldı.

 

Değerli Okurlar

 

20  yıldır GlobalSource Turkey markası ile yabancı yatırımcılara, İstanbulAnalytics markası ile de Türk kurumlarına araştırma desteği ve danışmanlık hizmeti veriyoruz. Özellikle  ekonomist kadrosu bulunduramayan ve bütçesi düşük orta ve küçük ölçekli firmalara hizmet etmeyi hedef bildik.

Sitemizin basın bölümünde gördüğünüz gibi görüşlerimiz  çok geniş bir kitle  tarafından takip edilir ve Türkiye ile ilgili seçkin makalelerde referans olarak yer alır.  Ekibimiz sık sık Türkiye ve yurtdışında iş dünyası ve akademiye sunumlar yapmak üzere davet edilir.  Bu tecrübeden yararlanmanızı dileriz.

Özel rapor örneklerimizi okumak ve hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bize e-mail atın:  istanbulanalytics@gmail.com