Yeni ekonomik tahminlerimiz: 2018 sonu ve 2019

 

Hafta sonunda Kasım öngörülerini hazırlarken, bir yandan da İngilizce okurlarımız için 2018 sonu ve 2019 ekonomik tahminlerimizi yeniledik.  Tüm okurlarımıza analizimizi eşzamanlı iletme prensibi doğrultusunda, bu kez aylık değil, yeni 2018-2019 tahminlerimizi sunuyoruz[6].

 

Elimizdeki 3Ç veri ve göstergelerinin hepsi gittikçe kesifleşen bir daralmaya işaret ediyor[7]. Yukarıda  Ekonomik Güven Endeksi gibi GSYİH’yle eş zamanlı ve krediler gibi (aşağıda) iki kritik öncü göstergeyi kanıt sunduk:

 

Bu göstergeler ışığında 3Ç2018’de Ç/Ç büyümenin sıfırlanacağı, Y/Y büyümenin ise %2.5 gibi bir tempoya yavaşlayacağını hesaplıyoruz. 4Ç’de ise daralma başlayacak.  Bazı meslektaşlarımız geçmiç resesyonlardan örnekleme yaparak kısa ve sığ bir durgunluğun ardından “V” şeklinde bir toparlanma tahmin ediyor. Katılmıyoruz. Bu yüzden de İnglizce raporumuzun başlığı “Bu kez durum farklı”.

 

  • 2009 hariç geçmiş resesyonlarda IMF desteği vardı.
  • QE sayesinde global fon akımları ve ruh hali bizim gibi ülkeleri destekliyordu.
  • Özel sektör kaldıraçla tanışmamıştı.
  • Para ve maliye politikasının manevra alanı çok daha genişti.
  • Mart’ta yerel seçim öncesi panik davranışlar ekonomide daha da ağır hasara yol açacak.

Bu nedenlerle gelecek yıl IMF’yle stand-by bekliyoruz (temel senaryomuz buna göre kurgulandı),  buna rağmen de %3.5 gibi bir reel daralma hesap ettik.  Hükümetin bunalımdan IMF’siz çıkma çabaları çok uzun süren bir stagflasyon  ve fakirleşme getirir.

Ekim enflasyonu hakkında yorum yapmak çok güç, çünkü TUIK’de kadro değişikliğinin maksadını çözemediğimiz gibi, gönüllü fiyatt indirim kampanyası ve TL’de çok ani değer kazanımının da fiyatlara nasıl yansıdığını kestirmek zor. Ama çekirdek enflasyonun trendi ve  Yİ-ÜFE’ye bakarak TÜFE’nin %26 civarında zirve yapacağını tahmin ettik. 2019 yılında YEP’e uyulması ve IMF programının sağlayacağı fiyat-kur çıpaları ile enflasyon %17’ye inebilir.

TCMB sadece Saray‘dan direktif geldiği takdirde ve finansal istikrarsızlık ekonomiyi tehdide başladığında ek sıkılaştırma yapacak. Küresel gelişmelerin aleyhimize cereyan etmesi, Ankara’nın geleneksel istikrar  politikalarına direnmesi ve fiyat katılığının enflasyonda gerilemeyi yavaşlatması gibi nedenler sık sık döviz pazarında isyanlara yol açarak Saray’ı kaygılandıracak ve 2018-2019  boyunca 200-300 baz puan daha politika faiz artırımına şahit olacağız.

 

Bu sene bütçe hedeflerinin tutturulması için Aflar’dan 8-10 milyar TL daha hasılat elde edilmesi ve yılın son 3  veri ayında yatırım harcamalarının tamamen kesilmesi gerekecek. Erişilmesi zor hedefler bunlar, ek olarak 1Ç2019’da da  yerel seçimler öncesi  kayda değer bir harcama tasarrufu şüpheli.

 

“Neyse, sağlık olsun” deyip, tüm yıl 2019 hedeflerine bakalım… YEP’le tutarlı, fakat çok iddialı bir bütçe tasavvuru var karşımızda[8]. Hükümet 80 milyar TL civarında bir bütçe açığı ve 35 milyar TL civarında faiz-dışı fazla hedefliyor. Böylece bütçe çapı GSYİH’nın %1.8’ne geriletilecek.

 

Çok zor deriz. Öncelikle, 75’ten 120 milyara TL’ye [9] yükselecek faiz giderleri  bütçe esnekliğini kayda değer boyutta azaltıyor. Yerel idare ve KİT konsolide bütçesinde GSYİH’nin %0.6’sı kadar bir açıktan %0.8 fazlaya döneceği hesaplanmış.  Vergi gelirinin hızla düşmesinin ihtimal dahilinde olduğu bir yılda enflasyon ve gelir darlığı ile mücadelede  fiyat sübvansiyonu öne çıkarken, bu hedeflere varmak kolay olmayacak.  Nesnel bir tahmin yapmak çok zor, ama şunu söyleyebiliriz:  Hükümetin harcama hedeflerine sıkı sıkıya bağlı kaldığı bir 2019 yılında dahi geliri azalan vatandaş ve kurumların vergi ödemelerini geciktirmeleri,  ekonomik daralmanın gerektirdiği projeksiyonu çok aşan sosyal güvenlik ve yardım harcamaları bütçe açığını hedeflerin çok üstüne taşıyabilir.

2019 yılında tek güzel  haber dış denge cephesinde. Çok hızlı yavaşlayan bir iç talep daralması gözlüyoruz ve yukarda  izah ettiğimiz gibi bu süreci tersine çevirecek katalizörler bulamıyoruz. İhracat ve turizm abartıldığı kadar parlak olmasa da,  dış açığın daralmasına önemli katkı yapıyor. Brent petrol hususunda da görüşümüzü değiştirdik. İran’dan kaynaklanan arz kaygılarının artık küresel  yavaşlama nedeniyle daha hafif fiyatlanacağı ve “tepe” Brent fiyatının yıl sonuna kadar 85 doları geçmesinin zor olacağına kanaat getirdik.

Bu şartlar çerçevesinde yıl sonunda 34-35 milyar dolar bir cari açık; gelecek sene ise 15 milyar dolar ya da GSYİH’nin %2’sini tahmin ediyoruz.

 

Kredi ve mevduat koşulları

Bankaların artık bilanço daraltma evresine girdiğini düşünüyoruz. Pahalı mevduat kovulacak. Kredi faizlerinde ise artış yerine risklerin daha dikkatli seçilmesi yani  “credit rationing” başlayacak.

Yukardaki grafik mevduat cephesinde zirveye erişildiğini gösteriyor.

 

Halen yerleşiklerde çok hafif bir dolarizasyon gözleniyor. Enflasyona göreceli yüksek TL faiz, kurda istikrar ve diplomaside gerginliğin azalması yüzünden F/X mevduatta çok yavaş ve TL mevduat faizini etkilemeyecek yükselişler bekliyoruz:

 

 

Kredi faizlerinde henüz zirveye erişilmediği gibi bir görünüm var, ancak kredi hacminde çok keskin daralmanın etkisiyle, Ekim enflasyonu çok kötü çıkmazsa, zirve yapılacağı kanaatindeyiz.

 

Değerli Okurlar

 

18 yıldır GlobalSource Turkey markası ile yabancı yatırımcılara, İstanbulAnalytics markası ile de Türk kurumlarına araştırma desteği ve danışmanlık hizmeti veriyoruz. Özellikle  ekonomist kadrosu bulunduramayan ve bütçesi düşük orta ve küçük ölçekli firmalara hizmet etmeyi hedef bildik.

Sitemizin basın bölümünde gördüğünüz gibi görüşlerimiz  çok geniş bir kitle  tarafından takip edilir ve Türkiye ile ilgili seçkin makalelerde referans olarak yer alır.  Bu tecrübeden yararlanmanızı dileriz.

Özel rapor örneklerimizi okumak ve hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bize e-mail atın:  istanbulanalytics@gmail.com